biliyor muydunuz sureyya sinemasi kapanmis yilbasinda. ben bilmiyordum. dogrusu bu aralar pek az sey biliyorum. sanirim, genelde kurgusal seylerle alakaliyim, eski zamanlari yada yeni ama hayali zamanlari matrak bir sekilde anlatan kitaplari okuyorum, gazete aciyorum ama bulmaca icin, piyale icin, link verilmisse verenin hatri icin; hasili olan bitenle temasim tamamen tesadufi, neticede bu haberi de kacirmisim iste. sureyya kapanmis, yani kapanmamis da, artik sinema yerine opera bale filan gosterilecekmis orada, aslinda yakisir, fazla heybetli bir binaydi allah icin.
ama gene de, izlenecek bir film varsa, sureyya, gosterimde olmasi tarafimdan umulan ilk yer iken, yanindan gecerken izlenmeye deger herhangi bir sey goze carpar da kadikoye gelmisken sureyya beycigimin de gonlunu hos ederiz diye bilbordlarina goz atilirken, daha bir yakin daha bir ayak ustuydu elbette. yazik ki, simdi biraz ulasilmaz oldu, opera bale her an izlemek istedigim bir sey olamaz, hatta genelde hic olmaz, bugune kadar birileri gaza getirmemisse hic olmadi.
ben uskudar’la ancak ortaokulda tanistim, ama kadikoy oyle mi ya, ben kadikoy cocuguyum, mesela kucuk gul bilir misiniz, halitaga'da, orasi onceden de kucuktu ve bana ayakkabi hep oradan alinirdi, sonucta, iste gonul bagim var, bahariyede modada orda bir yerlerde bir degisiklik oldugunda duygusal yaklasiyorum, mesela bahariyedeki havuzlar yikilmisti, oysa daha yeni hava kararmisken ben babamin elini tutarak doktor yakup beyin muayenehanesine giderken insa ediliyordu o havuzlar (kendisinin muayenehanesi bahariyenin yukarilarinda sagda bir yerlerdedir -hala), ve ben, nasil diyim, o insaata sahit oldugum icin gelecege dair belli belirsiz bir sevinc duymustum icimde, bu bir cocuk icin cok enteresan bir sey olmasa da oldukca onemlidir degil mi? yani bir nevi sahiplenme, simdi'den baslayacak olan uzun sureli bir degisikligin ilk safhasina sahit olmanin dogurdugu sevinci, yani yalniz bu sevinci tasiyarak da olsa o kadar emek harcamak, yani umursamadan yanlarindan usulca gecip gidebilirdim de dimi, ustelik hastaydim da, hayir o havuzlarda benim de emegim var, uzerinde-benim-emegim-olan-devasa-havuzlarim-var-kadikoyun-ortasinda mutlulugu, peki ya o havuzlar yikilirken bana fikrim sorulur mu, sorulmaz, bu huzun verici degil midir, buyumussek degildir, tamam sormalarini beklemem aptalca olurdu, zaten ben de beklemedim, ama bu mantikliligim pasif direnisime mani midir, istese de istemese de degildir, yani kanimca moda tramvayindan hoslanmayisimin cocukluguma inilmis psikanalitik pseudo-travmatik artistik bir sebebi varsa, o kuvvetle muhtemel budur.
hasili, sureyya'ya uzuldum, kendisi hep gittigim vazgecilmez mekanim oldugundan degil, bakin en son matrix revolutions seyretmis idim orada ben, yillar oluyor yani degil mi, evet, oyle digerleri gibi ilk filmimi orada izlemis de degilim, gerci zaten ilk filmimi nerede izledigimi ben hatirlamiyorum da, nasil hatirlayayim, ilk kez gitmistim yani kucuktum, bir buyugumun refakatindeydim, ve benim icin onemli olan filmdi, salon degil.
havuzlara da uzulmustum, hem onunde az mi bulusmustuk, bulusmayi da ozluyorum arada sirada. ozlemek beyaz bir guldur, basta hic kirlenmeyecek kadar beyazdir ama en ufak bir solma halinde ucunda kiyisinda kimyasal degisim dakkasinda goze batar, ansizin butun havasi kacar, akabinde baska cicekler goze carpar, (hadi ya).
Pazar, Şubat 12, 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder