Fabel Kastro, sen nelere kaaadirsin!

Dün akşam çok ilginç bir konuşma yaşandı. Konuşmanın kahramanları (yaş sırasına göre) valide, kız kardeşim ve kız kardeşimin kızı Melike!
Melike'nin annesi ve anneannesi iftardan sonra ortadan kayboldu. Bu esnada Melike ile oyalanmak ve onun aşmış sorularına yanıt vermek bana kaldı. Ben de tam süper olan internet üzerinden oyun sitesi oyalama taktiğine yöneldim. Birlikte bir japon icatı sosyal içerikli bir bilgisayar oyunu bulduk. Kıraloyunnoktakom adlı bir siteydi yanılmıyorsam, oyunun bulunduğu site... Oyun, sigara içen adamları kalabalık bir resimde seçip üzerlerine su tabancasıyla su püskürtmek şeklinde oldukça didaktik bir şeydi. İlk başta Barbi giydirme oyununda ısrar eden Melike, bu kadarına dayanamayacağımı izah etmem sonucu, insafa geldi ve çarçabuk oyuna uyum sağladı.
Zaman hızla akıp geçmişti ve biz oyuna kendimizi kaptırmıştık ki, kapı sesiyle yerimizden sıçradık. Melike yerinden fırladı ve kapıyı elindeki poşetlerle güç bela ancak açabilmiş annesini karşıladı. Ben de bu sırada ogame'deki 7. evrene konuşlanmış gezegenimde son duruma bakmak için elime geçen bu fırsatı bir an önce değerlendirme yolunu tercih ettim.
Gezegenimin hali pür melalini anlamama fırsat vermeden Melike elinde poşetlerle içeri girdi. Arkasından annesi, onun da arkasından anneannesi, onun da arkasından Melike'nin abisi bulunduğum odaya doluştu. Çocuklar poşetlerin içinden kırtasiye malzemelerini bir bir çıkarmaya ve neşe dolu çığlıklar atmaya başladılar.
Ben de ailenin müşterek duygularına sorumsuz kalan birey gibi algılanmamak istediğim için ogame şeyimi bir başka zaman erteleyerek makinayı kapattım ve arkamda olup biten taksime yöneldim. Melike'nin annesi, Melike'ye ve abisine onlar için aldığı malzemeyi taksim ediyor bir yandan da kendi annesinden yani Melike'nin anneannesinden çocukken işittiği nasihatları sıralıyordu. Annelik böyle bir şey işte... Onlara defterlerini temiz tutmalarını, silgilerini kaybetmemeleri gerektiğini, bunu bulamayanları vesair şeyleri hafif buyurgan, hafif gözdağı verircesine tavsiye ediyordu. Lafın bu yerinde eline bir kalem aldı Melike'nin annesi. İkisine de dönerek dedi ki:
- Bakın en kaliteli kalemi aldım, Faber Kastroymuş adam söyledi, en iyisiymiş buymuş valla!
Melike gıcır gıcır okul malzemelerinin verdiği şımarıklıkla beni dumur eden bir tashihe gerek duydu ve annesine:
- Fidel Kastro ooo, dedi.
Ben irkildim tabi, "Ne o, ne ooo!" diyerekten. Bu sefer Melike'nin anneannesi, kızının elinden kalemi alarak Melike'yi tashih etmeye ve bana cevap vermeye yeltendi:
- Fab.. Fabel Castel! (Yazıldığı şekliyle söylendi)Tabii ben kalemin adıyla ilgilenecek değildim şu aşamada. Melike'ye "Neymiş neymiş ooo" dedim bir daha. Melike, yanlış telaffuz ettiğini sorguladığımı zannederek içeri kaçtı. Onur gurur meselesi işte, anlarsınız. Hemen arkasından kaçtığı odaya gittim. Bu sefer üst kata fırladı.
Kırtasiye malzemelerinin taksim edildiği odaya döndüm yeniden "Fidel Kastro mu!" diye diye. Dumur vaziyette...
Son not: Bu arada kalem kahramanımızın adı "Faber Castell!"
5 yorum:
melike abla kaç yaşında acaba?
7 yaşında ablası...
merhaba melike, benimle arkadaş olur musun?
az sonra aynı teklifi lily'ye de yapacağım. umarım beni geri çevirmezsiniz.
sevgilerle.
o yaştaki çocuklar bu konularda alıngan oluyor. bir keresinde aynı yaşlardaki yeğenime "ben tek başıma bakkala gidebiliyoruuum. sen gidebiliyormusun" demiştim. ağlamaya başladı. ama bende annem kapıdan bakarken gidip gelebiliyorum dedi hıçkırarak. çocuk işte ben 6 yaşındayım o 20li yaşlarda diye düşünemiyor. ayrıca kominist devrim liderinin isminin "markacı" bayanların arasında laf atışmasında geçmesi ne üzüntü verici. fidel castro nun hasta yatağında içi cız etmiştir.
bilinç altı çöplük gibi. duyduğunuz bir kelime, sadece duyduğunuz, hakkında hiç bir şey bilmediğiniz bir sözcük yıllarca zihninizde saklanıyor. alakasızca aklınıza geliyor. bir durumun, bir anın çağrışımı yeter... olay büyük bir ihtimalle böyle. çocuk bu kelimeyi belki bir gün belki de 1 yıl önce istemdışı öğrendi. bilinç altına yerleşti o isim. belki oyun oynuyordu, büyükleri de haberleri izliyordu. o an oldu her şey. sonra bu şekilde ortaya çıktı!
Yorum Gönder