Salı, Ağustos 14, 2007

Hakikatsiz hayal olmaz, olamaz




ara sıra insan olduğunu hatırlamak ne güzel. herkes doğruluktan, dosdoğruluktan bahsediyor. çayımı içerken bardağın pisliği ilişti gözüme. hakikaten dünyada ne dosdoğru olabilir ki! su var, sünger var, vakit var. bardakları niye adam gibi yıkamıyorsun be adam. hem işin bu senin ya. işini yamuk yumuk yapan bir çaycımız var.

dünyanın merkezine böyle çaycı atayan zihniyetin... dünyanın merkezinde durum böyle işte, her şey var ve hiçbir şey tamam değil. bana mevlâna'nın sözlerini anımsattı aşağı yukarı şöyle şeylerdi:

şunu bilmen gerekir ey insan! hepsi hak değildir gördüklerinin, hepsi de sapık değil. çünkü hakkın olmadığı yerde batıl meydana çıkmaz. sahte altınının da, altının da kokusunu duyar insan. dünyada sağlam ve geçer akçe olmasaydı, sahtesini nasıl harcayabilirdik? doğru olmasaydı, yalan olur muydu hiç? o yalan, doğrudan nur alır. doğrudur ümidiyle eğriyi de alırlar. zehiri şekere dökerler, öyle içerler. güzel ve tatlı buğday olmasaydı, buğday gösterip arpa satan çakal ne yapardı? öyle bir yere geldik ki, bütün bu sözler batıldır. batıllar hak ümidiyle gönüle tuzaktır. ama sen gel, hepsine hayalden, sapıklıktan ibarettir de deme. çünkü âlemde hakikatsiz hayal olmaz.

ne güzel sözler. çaycıya öfkem geçti. ama henüz gelen çayın bardağında da hala başkalarının dudak izleri falan. yine de öfkem geçti.

Hiç yorum yok: