Perşembe, Ağustos 23, 2007

Tezatlarla yaşıyorum

tramvay kırmızı ışıkta durdu. tramvayla birlikte, raylara paralel ilerleyen taşıtlar da haliyle ışığı beklemeye koyuldu. bir motor, evet evet bir motor gözüme ilişti o kalabalığın içinde. motorun adını "refref" koymuşlar.

zihnim hemen başka bir karşılaşmaya link attı adeta... bu sefer bir işhanında asansör kabininin önündeyiz. asansöre bindik 4 kişi. daracık bir şey, belki de üç kişilikti asansör bilmiyorum. iki kat arasında çat diye durdu. herkeste bir telaş baş gösterdi haliyle. kapıyı yumrukladı aramızdaki kız, panik atağı varmış. ya bu zamane kızlarından panik atağı olmayan var mı? bir marifet mi sanıyorlar acaba? hangisine dokunsan böyle panik atağa kalkıyor hemence. televole-manken tribi diyorum ben buna. selülitten tazı gibi kaçar ama panik atağa tavşan gibi yakalanır. bir de "çok hiper aktifim ben" derler arsızca. bunu da iyi bir şey sandıkları kesin.

kız kapıyı yumruklarken, gözüme o levha ilişti: "miraç asansörleri"

çin malı adi motorun adı refref, üç kat yukarısını göremeyen asansörün namı miraç!!! sizin de mideniz bulanmıyor mu bu fırsatçılıktan, bu cingözlükten, bu kapkaççılıktan. bence bu kapkaççılıktır. duygu ve his kapkaççılığı.

yeşil yandı, tramvay devam yola devam etti. refref, üzerinde sigara içerken avurtları çöken yaşlı adamla birlikte gözden kayboldu. bu tuhaf düşünceler eşliğinde yolculuğum sürerken vatmanın durağı hatırlatan sesi duyuldu: şehitler parkı!

kamelyalarda nargileden mayışmış adamlar... masalara çay kahve soda taşımaktan, dolmuş kültablalarını değiştirmekten imanı gevremiş garsonlar... akülü arabalara binmek için zırlayan haylaz veletler... çekirdek çitleyen karpuz doğrayan, bir yandan da dedikodu yapan kızlar-kadınlar... herkes halkımızın çok tuttuğu bir kavram olarak "stres atıyor!" şehitler parkı'nda.

sözlerin değerini yitirdiği bir toplumda bunlar küçük meseleler olarak kalır. kimse dert etmez tezatları. kimse, ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya demişti ya gülten akın. öyle işte:

ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya

kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
bakıp kapatıyorlar
geceye giriyor türküler ve ince şeyler...

Hiç yorum yok: